Özgür Erkeğin Gölgesinde Şüpheci Kadın

Bunu kadın seçmedi. Kadın şüphelerle yaşamak istemedi. Kadın güvenmek istedi. Çünkü modernizme rağmen “bir yastıkta kocamak…” en büyük marifetti ona fısıldanan. Korunmak istedi aynı kollarda sonsuz aşk inancıyla. Ama yüzyıl erkeği tek yastıkta yaşlandırmaya müsait değildi. Yüzyıl çeşitlilik çağıydı. Kadın, erkeğe soru sorsa kazanı kaynatan cadı oldu. Sormasa şüphelerle boğuldu. Kadının bu mücadelesinde erkek özgürlüğünden ödün vermeyendi.

Bugün başka türlü bir toplumsallığın içindeyiz. İlişki biçimleri hızla değişiyor. Sabitlenmemek üzerine bir anlayış hâkim. “Değişkenlik” ve “yenilenme”; “güven” ve “istikrar”dan daha önemli. Aşk ilişkileri de böyle işliyor. “Her zaman bir yerlerde daha iyisi var” mantığı bir hayli yaygın. Bugün bireyler hala evlenme talebinde (kapitalist sistemin süregelişiyle) belki ama İstanbul’da evlenme yaşı gitgide ileri çekilmiyor değil.

Geçen gün 25 yaşındaki bir genç erkek bugünkü ilişki biçimlerini şöyle anlattı: “Kendini birine adamak şövalyelik gibi bir şey. İnsanlar artık bunu istemiyor. Bu onur yok insanlarda bugün. Karşı tarafta bunu kaldıramıyor. Ciddi bir şeyler istediğin zaman insanlar korkuyor geri çekiliyor.” Ciddiyet” bugüne ait bir kelime değil artık. “Onur” da, “adanmak” da, “şövalyelik” de. Tüketim toplumunun orta yerinde bu gibi değerlerden bahsetmek bir hayli arkeik. Çünkü artık hızlı, kolay, pratik şeyler peşindeyiz. Kitap değil de televizyon. Tarhana değil hazır çorba. Kısaca vakit yok, iş çok. Ortada bu yeni kimlikler dolanıp dururken; vakit ve iş elbette yeterli değil bu tüketime dayalı ilişkiselliklerin biçimini açıklamaya. Artık akışkan aşkları seviyoruz. Esnek sosyal yapılarda “like”, “RT” ediyor, yeni bir ilişkiye başladığımızda ise eski aşkımızı “blok”luyoruz. Bu “blok”lar zihnimizde kolayca gerçek bloklara dönüşebiliyor. Çünkü bizim sosyal gerçekliğimiz böyle bir alanda etkileşimselliğe giriyor. Bu gibi bir sosyal alanda görmediğimizde de unutmak sorun olmuyor. Çünkü zihnimiz ve kalbimiz Facebook ve Twitter’daki “Like” ve “Favorite” butonlarıyla sınırlanıyor.

Kadın ve erkek için sınırlandırılmış olan aşk bugün likit bir şey. Akıp gitmesiyle değer kazanan bir şey. Bu yazıda yeni erkeklerin yeni ilişki biçimlerinde yoğunlaşacağız. Erkekler bugün (bu bugün kadınlar böyle değildir demek değil, sadece bu yazıda erkekleri ele alıyoruz) aldatmalarına ses etmeyecek kadınları arıyorlar. Tek eşlilik ise onlar için bir imkânsızlığa denk düşüyor. Evet hala erkekler evlenmek istiyor. Bu yaşı mümkün olduğunca ileri çekseler de üreme erkek olmaları için toplumsal baskılardan ötürü ya da gerçekten istedikleri için –çünkü o zaman daha çok toplumun makbul erkeği gibi hissedebiliyorlar- temel vazifeleri.

Pekii bugün modern erkeklerin bir ömür geçirmek istedikleri kadın nasıl bir kadın? Bu kadın ilk başta eğitimli bir kadın. Çalışıp çalışmaması kendisine kalmış. Ama çocuk olduktan sonra işler değişiyor. Bir süre de olsa işi bırakabilmeli. Modern erkeğimizin ideal kadınının en belirgin özelliği karısını aldatmasına göz yumacak biri olması. Dırdır etmemesi. Bunu “anlayışlı” olarak tanımlayan erkekler eve gelince kendilerine huzur verecek olan, işin yorgunluğunu sohbet ederek atabilecekleri bir kadın ile yaşamak istiyorlar. Kaçamaklara göz yumacak, bunu dile getirmeyecek bir kadın, olgun bir kadın ama tabii bu erkekler eşlerinin böyle bir yaşam tarzı içinde olmalarını akıllarından bile geçirebiliyor değiller. Bu prototip, aşkı riskli bir şey olarak tanımlıyor ve evliliğin mantık üzerine kurulan bir şirket ya da bir devlet kurumu olarak görüyor. Bu kadın kendine güvenen, neşeli, eşinin sosyal çevresine uyum sağlayabilen, otoriter, çekip çeviren bir kadın.

Erkeğin özgürlük talebi sınırsız. Ciddi bir ikilem içinde boğuluyor. Evlenip, çocuk sahibi olmak istiyor ama çok eşli hayatın verdiği haz inanılmaz. Zaman zaman yoruluyor, yıpranıyor ve tek eşli yaşamak istiyor ama hesap vermek istemiyor. Her akşam eve dönmek istemiyor. Her akşam eve dönünce her akşam eşiyle birlikte yemek yemek istemiyor, her akşam eşiyle bir şeyler yapmak, iş bölümü yapmak istemiyor. Akşamlarının aynı kadınla tekrar edilmesinden korkuyor. Özgürlük sahip olduğu en önemli şey. Erkek kendine ait alanları ve zamanlarıyla eşdeğer kılıyor varlığını. Ama annesinde gördüğü çekip çeviren, sahip çıkan, üreten, pişiren, derdini dinleyen bir varlık olmadan da edemiyor. Mutlaka böyle bir kadını hayatında tutuyor. Sonra ne oluyor?

Günün kadın hastalığı: ŞÜPHE. Sorup soruşturduğunuzda göreceksiniz. Kadınların en moda hastalığı “sevgililerinin eski sevgilisi” ya da sonsuz güvensizlik. Bir tehlike sezdiklerinde ya da birini erkeklerini elinden alabilecek rakip olarak gördüklerinde uykusuz geceler, telefon karıştırmalar, Facebook, Twitter takipleri başlıyor. Neden telefonunu saklıyor? Neden açmadı o çağrıyı? Acaba bir kadın mı var? Kiminle mesajlaşıyor? Sosyal ağlarda neden bu kadar vakit geçiriyor? Benimle mutlu değil mi? Aldatıyor mu? Kendi kendinin acziyetinin farkında olduğu halde kontrolü çoktan kaybetmiş bu şüpheci kadın kimliğini üreten özgür erkek. Hesap vermeyi sevmeyen erkek. Kadının içini rahatlatmak için açıklamalar yapmak yerine gizemli ve eyvallah etmeyen olmayı seçen erkek.

Bu durum şöyle çözülüyor: Toplum bekâr bir kadını uzun süre dalgalarında yüzdürmüyor. Sıkıştırıyor, boğuyor. Kadın için anne, baba, komşu, bakkal, iş arkadaş baskısıyla evlenmek başarılması gereken bir sınav. Bugün bir erkeği evliliğe ikna etmek! Ama diğer yandan toplumun adaletsiz terazisi erkeği bekâr –veya değil- seviyor. İçine alıyor. Diğer yandan kadını sıkıştıran biyolojik faktörler de var. Kadın içgüdüsel olarak doğurmak isteğini duyuyorsa bunun için bir yaş sınırı var. O yüzden de 30 yaşından sonra evlenmek için birini arıyor ister istemez. 35’e geldiğinde hala evlenmediyse bu kadını büyük depresyon bekliyor. Erkek bu konuda şanslı. Böyle bir biyolojik yaş sınırı yok. Dolayısıyla kadın toplumun kendinden beklediği evliliği başarmak için erkeğin aldatmalarına göz yumuyor. Ailesine, işinde, arkadaş ortamında mutlu ve başarmış kadını oynuyor. Diğer yandan da şüphe ile donanmış bir kişilik bozukluğu yaşamaya başlıyor.

Erkek mutluyu oynamıyor. Erkek mutlu. Annesinin aslan oğlu, karısının koruyucusu, evinin direği, çocuğunun babası, eve ekmek getiren ve metreslerinin en mükemmel sevişen erkeği. Sonsuz tatmin, sonsuz iktidar, sonsuz kir!

  • *Bu yazı bir genelleme değil yüzleşemediğimiz yeni erkek kimliğinin çoğunluğunun derlemesidir.

Gülsünay Uysal, 30 Ocak 2013

Bunları da okuyabilirsiniz

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

All for Joomla All for Webmasters