Ne söylediğin değil nasıl söylediğin!

iç iletişim

Bir pazartesi sabahı yöneticiniz sizi odasına çağırdı ve dedi ki: “Artık yönetici değilsin, teknik uzmanlık kariyerine geri döneceksin.”

Bir de şöyle bakalım. Bir pazartesi sabahı yöneticiniz sizi odasına çağırdı ve şöyle dedi: “Yöneticilik görevini başarıyla yerine getirdin. Seni tebrik ediyorum. Sana güvenimin hakkını verdin. Bugüne kadar seni hem uzmanlık yolunda hem de yöneticilik pozisyonunda gözlemleme şansı bulmuş olan yöneticin olarak, bundan sonraki kariyer yolculuğunda teknik uzmanlığın ile parlamanı, bu yolda çok iyi projelere imza atmanı istiyorum. Önce seninle paylaşmak ve görüşünü almak istedim. Bu yolculukta her zaman yanında olacağım ve bu sayede şirketimizi çok güzel yerlere taşıyacağımıza inanıyorum.”

Bir çalışanı kaybetmek çok kolay ancak bir çalışanı şirkette doğru konumlandırmak her zaman o kadar kolay olmayabilir. Herkesin kariyer yolu farklıdır ve bazen müthiş bir mühendisten despot, beceriksiz bir yönetici yaratıp o kişinin kariyerini mahvedebilirsiniz. Ya da tamamen kaybedebilirsiniz. İşte bu yüzden yöneticilere düşen en kritik görev: Güzel söylemektir. Bakın Edip Cansever ne diyor: “…ki bazı sözlerin anlamı, o sözlerin söylenişindedir, ki bazı durumlara söz yoktur, hem neden olsun, her durumun dili daha başka durumlardır…”

Bir yanda özgüvenini kaybetmiş, iş ortamında itibarı zedelenmiş bir çalışan yaratıp onu tamamen kaybetmek varken; diğer yanda kariyer yolu doğru konumlandırılmamış bir yeteneğin potansiyelini keşfedip doğru bir yolculuğa sürmek duruyor. Hangisi şirketiniz için daha faydalı? Hangisi çalışan için daha anlamlı? Hangisi sizi yönetici olarak daha fazla tatmin edecek? Hangisi yapıcı? Hangisi win-win?

Birçok şirket kültürünün mottosudur: Sonuç odaklılık! Bazen bu sonuç odaklılık şirketlere çok şey kaybettirebilir. Problemin çözümünü doğru yoldan çözüp; minik bir işlem hatası yapan öğrencinin gidiş yoluna hiç puan vermeyen hocalardan olmak akıl alır gibi mi? Kanaatim yöneticiler Damokles’in Kılıcı’nın altında oturuyor. Kılıç kıl gibi ince bir iple sarkıyor altındaki yöneticiye doğru. En ufak hatasında ise kıl kopabilir ve yöneticiyi koltuğundan edebilir. En iyi ihtimalle ise çalışanı kaybettirir.

Her şeyi bir yana bırakıp hukukun genel ilkelerinden birine bakalım: “Usul esasa mukaddemdir” diyen bu ilkeye göre, mahkeme davaya ilişkin olarak önce usuli yönden inceleme yapar, eğer usul şartları tamamsa esas hakkında incelemeye geçilir. Bu sözü ben her yönüyle, her konu için ele almayı seviyorum. Yukarıda anlatmaya çalıştığım konuya da çok uygun bulduğum için sizlerle paylaşmak istiyorum. Yöneticinize sunduğunuz bir karar neticesinde bazen size aslında hayır dediğini çok sonra fark edersiniz. İşte bu yöneticinizin yöneticilik marifetindendir. O kadar güzel sizin projenizi reddeder ki ona çoktan hak vermişsinizdir toplantı sonlanırken. O kadar çok örnek verebiliriz ki bu konuya gümüş tepside sunulan yasak elma da farklı değildir aslında. İnsanı günaha sokacak bir meseleyi yani yapılmaması gereken bir şeyin sunuluş şekli kolayca kabul ettiriverir kendini.

Çok güzel bir haberi müjdeleyiş şekliniz o haberi kuvvetlendirirken; alelalede söylemeniz etkisini düşürüverir. Olumsuz bir gündem açıklarken de en uygun yolu bulmanız çalışma arkadaşlarınız için kritik önem taşıyacaktır.

Yukarıda anlatmaya çalıştığımız tüm örnekler herhangi bir sunum yaparken ya da tüm meslekleri icra ederken geçerli aslında. Hatta özel hayatlarımızda bile. Çok fazla özlü söz kullandım bu yazıda ancak yine manidar bir sözle bitirmek istiyorum müsadenizle: “Dil varlığın evidir; düşünürler ve şairler bu evin bekçileridir” diyor Heidegger. Şair veya düşünür olmanıza gerek yok birçok şeyi dilinizle var ettiğinizi fark etmek için. Dilimiz sahip olduğumuz en güçlü silahımız. İyiye veya kötüye kullanmak, parlatmak veya toprağın altına gömmek bizim elimizde. İşte bu yüzden de başlıkta da belirttiğimiz gibi ne söylediğimizden çok nasıl söylediğimiz önemlidir. Özellikle de her an bir performans sergilediğimiz iş yaşamımızda…

Bu yazı ilk kez Halklailiskiler.com‘da yayımlanmıştır…

Gülsünay Uysal LinkedIn hesabına ulaşmak için lütfen tıklayın
Gülsünay Uysal Twitter hesabına ulaşmak için lütfen tıklayın
Gülsünay Uysal Instagram hesabına ulaşmak için lütfen tıklayın

Bunları da okuyabilirsiniz

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

All for Joomla All for Webmasters