Her İletişimin Bir Hikayesi Olmalı

İç İletişim… Yani bir organizasyon içindeki iletişimin yükselişi! Yapay zeka, inovasyon, dijitalleşme, machine learning, robot teknolojisi, IoT gibi konular gündemimizi bunca meşgul ederken ve biz şirketlerin iletişimcileri olarak düzenin nefes kesen hızıyla baş etmek konusunda çaba harcarken… Ne çemberin içinde sıkışıp ne de dışında kalmama gayretiyle, her geçen gün çalışanı; daha yaratıcı görsellerimiz, müthiş esnek cümlelerimiz, birbirinden vurucu, kısa, bir bakımlık videolarımızla yakalama peşindeyiz. Bazen kurumumuzun yeni bir yan faydasını en kolay anlatmanın yolunu arıyoruz bazen de çalışanlar arkadaşlarıyla sosyalleşsin istiyoruz… Sigortasından davetine, etkinliğinden yarışmasına gün boyu intranetlerimizde, SMS’lerle, kapalı devrelerde bangır bangır bilgi akıtıyoruz.

Bu yazıda bir mesajı çalışana ulaştırmanın en kuvvetli formülünü paylaşacağım. Ne mi? Çok basit: İşin hikayesini anlatmak… Hayatta her şeyin bir hikayesi olduğuna inananlardanım. Hikayesi olmayan bir şey varsa o şeyin gerçekle bağını kuramayanlardanım. Tabi ki kişisel bir algılama biçimi ancak yeri geldiğinde bir iletişimcinin en kuvvetli silahı olabiliyor. Nasıl mı? Buyrun birlikte tartışalım…

İç iletişimcilerin en sık karşılaştığı taleplerden biri, doğal olarak, farklı departmanlardan gelen bir proje, bir süreç ya da meselenin şirket geneline yeni bir marka altında pozitif algı yaratacak şekilde iletişiminin yapılmasıdır. Ama en başta da değindiğimiz gibi talep çok, kaynaklar sınırlı olduğunda her seferinde bir öncekinden farklılaşmak zorlaşıyor ve çalışanın dikkatini yeterince çekemiyorsunuz.

Sevgili iletişimci arkadaşlarım, son derece ilgi ve bilginiz dışındaki bir projeyi, son derece kapalı ve teknik bir iletişim ile size anlatmaya çalışan işin uzmanlarını dinlerken nasıl da sıkıldığınızı biliyorum. İşte o anda kontrolü ele alın ve işin uzmanına doğru soruyu sorun. Yani sizi işin hikayesine götürecek soruyu… Sonra da çalışana iletişimi yaparken işin hikayesini anlatın. Yeni bir programı duyururken, nasıl kullanılıp ne işe yarar diye anlatmak yerine; bu yeni uygulamayı devreye almanın hangi ihtiyaçtan doğduğunu ve bu uygulama ile nelerin değişeceğini paylaştığınızda etkisi kuşkusuz değişecek. Sadece duyurularda mı? Hayır…

İletişim her yerde ve işin hikayesi daima en büyük silah. İkna etmeye çalıştığınız yöneticinize kabul ettirmeye çalıştığınız yeni bir süreç söz konusu olduğunda, ne kadara nasıl bir hizmet alacağınızı anlatmaktan önce; ihtiyacın neden kaynaklandığını ve neleri çözeceğini anlatmakla başladığınızda bilin ki o iş oldu! Önemli bir kalabalığa sunum yapacağınızda kitleye hakim olmak için kendinizi ve o günkü sunum motivasyonunuzu paylaşmanız bir anda fal taşı gibi açılmış gözlerle sizi pür dikkat dinleyen bir kitle yaratacaktır.

Renginden, şekline, sloganından metnine hepsi bir hikaye içinde güzel ve anlamlıyken hikayesi olmayan bir iletişim olabilir mi? Turuncu bir logonun turuncu olmasının; neden kırmızıyı, yeşili değil de turuncuyu seçtiğinizin bir hikayesinin olduğu gibi söylediğiniz, yazdığınız, çizdiğiniz yani iletişimini yaptığınız her şeyin gerçek bir hikayesi olmalı. O hikayeyi öğrenip, çalışana hikayeyi anlatmaya odaklandığınızda fark edeceksiniz ki bulunduğunuz organizasyonda kolaylaştırma sağlamışsınız, bir şeyler yaratmışsınız, sohbeti ve iletişimi yükseltmişsiniz. Unutmayın İç İletişim, bir organizasyon içerisinde söylenen ve paylaşılan her şeyi içerir. İç iletişimcilerin rolü ise, çalışanların etkin, verimli ve ilgi çekici bir şekilde iletişim kurmaları için en iyi uygulamaları seçmek, onları etkinleştirmek ve tavsiyelerde bulunmaktır. Siz bunu hikaye anlatarak kolaylaştırmak için neden geç kalasınız?

Tıklayın…

 

 

Bunları da okuyabilirsiniz

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

All for Joomla All for Webmasters